Böbrekler vucudumuzun her iki yanında, karın arka bölgesinde bulunan ve kanı süzme görevi yapan organlarımızdır. Böbrek kanserleri böbreğin idrarı üreten kısmının parankim kanserleri ve idrarın toplandığı havuzcuktan toplayıcı sistem kaynaklanan kanserleridir.
Böbrek parankim kanserleri yetişkin kanserlerinin yaklaşık %3’ünü oluşturur. Erkekde daha sıktır ve oranı 2 kattır. ileri yaş hastalığıdır sıklıkla 50-60 yaşlarında görülür.
ileri yaş hastalığı olmasından dolayı 40 yaşından sonra rutin üroloji kontrolüne gidiniz!!!
Doğuştan olan bazı böbrek hastalıkları (at nalı böbrek, polikistik böbrek hastalığı gibi) ve bazı sistemik hastalıkları (von Hippel-Lindau sendromu gibi ) olanlarda böbrek kanserinin daha sık görüldüğü bilinmektedir. Sigara kullanımının böbrek kanseri oluşumunu arttırdığı kesin olarak kanıtlanmıştır.

Kanserden korunmanın en iyi yolu sigarayı bırakmaktır!!!![]()

BÖBREK KANSERİ NEDENLERİ
Sigara Kullanmak
Erkek Olmak
Obezite
İlaç Kullanımı, uzun süre ağrı kesici
Diyaliz
Ailede kanser hikayesi
Kimsayala Maruz Kalmak, Asbestoz, kadmiyum, benzen belli başlı kimyasallara maruz kalmak.
RİSK FAKTÖRLERİ
Sigara kullanımı ve obezitedir.
Birinci derece akrabalar arasında kanseri olanlar
Yüksek tansiyon olanlar
Beslenme
BÖBREK KANSERİ BELİRTİLERİ
Böbrekteki tümörler genellikle erken evrelerde belirti vermez ancak %10-15’inde belirti verebilir. Belirtiler meydana geldiğinde ise kanser genellikle ileri safhalara ulaşmıştır. Birçok vaka herhangi bir nedenle yapılan “check up” programları gibi USG görüntüleme sırasında tesadüfen saptanmaktadır. Böbrek kanserleri en çok akciğere metastaz yapabilir. Tümör çapı büyüdükçe, metastaz yapma riski de artmaktadır.
Bu durumda ortaya çıkan semptomlar şunlardır:

- İdrarda kan görülmesi (idrarda kanama)
- İştahsızlık
- Aşırı yorgunluk
- Kansızlık
- Ele gelen kitle
- öksürük ve nefes darlığı
- Bacaklarda ve eklemlerde şişmeler
- Karın alt ve yan bölgesinde şişkinlik
- Geçmeyen yan ağrı (böğür ağrısı)
- Sebebi bilinmeyen kilo kaybı
- Herhangi bir enfeksiyon ya da soğuk algınlığı olmadan haftalar boyu süren ateş
- Aşırı yorgunluk
- Bel ağrısı
BÖBREK KANSER TANISI
USG – ultrasonografi
Tit – idrar tetkiki
CT – tomografi
MRI – manyetik rezonans
Akciğer Grafisi
kemik sintigrafisi
PET CT – pozitron emisyon tomografisi
BÖBREK KANSERİ EVRESİ
Böbrek ameliyatlarından önce kanserin evresinin belirlenmesi önemlidir. Peki böbrek kanseri evreleri nelerdir?
- 1. Evre: Böbrekteki tümör 7 cm’den küçüktür ve böbrekte sınırlıdır.
- 2. Evre: Tümör 7 cm’den büyük ve böbrek içinde sınırlıdır.
- 3. Evre: Tümör yakındaki dokulara yayılmıştır ve lenf düğümlerine de yayılmış olabilir.
- 4. Evre: Tümör çevredeki lenf düğümlerine ve yakın organlara yayılmıştır.

BÖBREK KANSERİNİN TEDAVİSİ
En uygun (optimal) tedavi kararının verilmesi öncelikle
1.Tümör karakterine
Tümör boyutu
Böbrek içindeki lokasyonu (yeri)
Bölgesel ya da uzak yayılım var mı?
2. Hastanın karakterine
Hastanın yaşı
Hastada varolan ek hastalıklar var mı? Nelerdir?
Hastanın böbrek fonksiyonunun durumu
3. Hastanın tercihi
bağlı olarak değişebilir.
CERRAHi
Hastalığı böbrek dışına dağılmadan yakalamak ve kanserli dokuyu tümüyle çıkarmaktır. Asıl ve en etkin tedavisi budur çünkü böbrek kanserlerine radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi faydası sınırlıdır.
Vücuda yayılmış böbrek kanserlerinin tedavisinde ise ONKOLOJi konseyinde değerlendirilir ve medikal onkologlar birlikte hastanın tedavisi planlanır .
Kemoterapiye oldukça dirençli bu tümör için yeni ajanlar geliştirilmekte ve klinik kullanıma sunulmaktadır. Radyoterapi ise ancak metastatik lezyonların tedavisinde (kemik, beyin) faydalı olmaktadır.
RADİKAL NEFREKTOMİ – PARSİYEL NEFREKTOMİ
Radikal Nefrektomi ile tedavi böbreğin tamamını çıkartılmasıdır. Radikal nefrektomi; böbrek tümörünün böbrek, böbrek etrafı çevre dokusu ve gereklilik durumunda böbreküstü bezlerinide kapsayacak şekilde çıkartılmasıdır. Günümüzde böbrek tümörlerinin tedavisinde altın standart yöntem olarak kabul edilmektedir.
Bu işlem ile hasta tek böbrekle kaldığı için böbrek yetmezliği riski artmış olur.

Parsiyel Nefrektomi – nefron koruyucu cerrahi ameliyatıda yalnız tümörlü kısmının alınarak kanserden temizlenir ve böbreğin geri kalan kısmının
fonksiyonunun korunması hedeflenir. Böbrekteki tümörün çapı 4 cm veya daha küçük ise sadece tümörlü bölümün alınması yeterlidir. Cerrahin tecrübesine bağlı olarak daha büyük kitlelere de (klinik evresi T1b, 4-7 cm arası tümörler) bu işlem rahatlıkla uygulanmaktadır.
Selektif segmenter tümöre giden arter klempe edilmesi tekniği olarak bilinen bu teknik ile böbreğin bütünüyle fonksiyon kaybından korunması sağlanır.
Zero-iskemi – Sıfır İskemi tekniğinde yöntem, böbrek tümörünün böbrek damarları kapatılmadan çıkartılmasıdır. Uygun hastalarda güvenli bir şekilde uygulanmaktadır ve böbrek fonksiyonu tam anlamı ile korunmaktadır.
Tecrübeli ellerde iskemi süresi kısa tutularak ya da zero iskemi teknigi ile böbreğin fonksiyonları korunarak Onkolojik kurallara uygun ameliyat ile kanser kontrolü sağlanabilir.
Böbrek Koruyucu Tümör Çıkartılması yani Parsiyel Nefrektomi’de elde edilecek başarılı cerrahi yaklaşımda “Tri-Fecta” elde edilmesi amaçlanır
Tri-Fecta’da tanımlanan
1. Cerrahi sınırda kanserli hücre bırakılmaması
2. Böbreğin geri kalan sağlam dokusunun fonksiyonunun korunması
3. Komplikasyonsuz iyileşme dönemi
ile bu ÜÇ etkinliğin sağlanmasıdır.

öneri
Tecrübeli olmayan üroloji uzmanları sadece böbrekteki kanseri almak yerine (Parsiyel Nefrektomi) cerrahi işlemi daha kolay olan kanserli böbreğin tamamının alınmasını (Radikal Nefrektomi) önermektedir. Bu yüzden size böbreğinizin hepsinin alınması öneriliyorsa, mutlaka tecrübeli bir ürologdan ikinci bir görüş alın.
Cerrahın tecrübesi özellikle bu ameliyatlar için çok önemlidir !!! Expert cerrah araştırınız
4 cm’den küçük böbrek kitleleri için cerrahi riski çok fazlaysa ve yaşlıysa aşağıdaki tedaviler uygulanabilir
Kriyoterapi (dondurmak)
Radyofrekans ablasyon (iğne ile yakarak yok etme tedavisi)
CERRAHİ TEKNİKLERİ
Açık
Laparoskopik
Robot yardımlı laparoskopik

Böbrek Toplayıcı Sistem Kanseri
Nadirdir. Böbrek havuzunda ve idrar yolunda yerleşmiş hücrelerden köken alır. Mesane kanserleri ile benzer yapıdadırlar.
Risk faktörleri
En büyük risk sigara içilmesi ve bazı kimyasal maddeler maruz kalmadır.

Belirtileri
-idrarda pıhtılı kanama
-Yan ağrısı
-Bulantı ve kusma
Tanı
Bu tümörlerin tanısı oldukça güçtür.
USG – ultrasonografi
Tit – idrar tetkik
Bilgisayarlı tomografi ( CT )
Manyetik rezonans ( MRI )
Fleksibl üreteroskop ile görüntüleme ve veya biyopsi
Tedavisi:
Radikal Nefro-üreterektomi
Tümör büyüklüğüne göre minimal invaziv yöntemler (laser lokal tedavi-ureterektomi) tercih edilebileceği gibi genellikle en sık uygulanan tedavi böbrekle birlikte idrar kanalının, bu kanalın idrar torbasına girdiği bölümün civarındaki normal dokuyu da kapsayacak şekilde cerrahi olarak çıkartılmasıdır.
Bu hastaların idrar keseleri tümör gelişme riski olduğundan gerek ameliyat sırasında gerekse ameliyat sonrası belirli aralıklarla sürekli Sistoskopi ile kontrol edilmelidir.
Cerrahi teknikleri:
Açık
Laparoskopik
Robot yardımlı laparoskopik
AÇIK CERRAHİYE GÖRE LAPROSKOPİK BÖBREK KANSERİ AMELİYATI AVANTAJLARI
Laparoskopik ve Robot yardımlı laparoskopik radikal nefrektomi ile açık radikal nefrektominin Onkolojik açıdan farkı yoktur.
Kan kaybı çok az olması
Ağrı çok az olması
Laparoskopik ve Robot yardımlı laparoskopik radikal nefrektomi yöntemleri vücutta açılan 1-2 cm’lik deliklere yerleştirilen özel aletler yardımı ile gerçekleştirilmektedir bu nedenden dolayı yara izi açık cerrahiye oranla çok daha küçük
Yara yerinde fıtık ihtimali az
Enfeksiyon riski az
Erken mobilizasyon
Erken rejime başlama
Ameliyat sonrası günlük normal yaşamlarına daha çabuk kavuşmaktadırlar
Erken taburculuk
Kanserli doku çıkarıldıktan sonra kalan böbrek dokusunun fonksiyonları laparoskopik cerrahi ile daha iyi korunur.
LAPAROSKOPİK CERRAHİ
Ürolojide uygulanan laparoskopik ameliyatlar
Prostat kanseri ameliyatı
Mesane tümörü ameliyatı
Böbrek tümörü ameliyatları
Görevini yapmayan böbreğin çıkartılması
Böbrek kisti alınması
Böbrekte UPJ darlığının düzeltilmesi
üreter darlık ameliyatı
Böbreküstü bezi için yapılan ameliyatlar
Böbrek, üreter ve mesane taş ameliyatı
Vesico-vaginal fistül ameliyatı
Vesico-uterin fistül ameliyatı
Üreter içerisindeki operasyonlar
inmemiş testis ameliyatı
Lenf dokularının çıkartılması

ÜROLOJİK LAPROSKOPİK CERRAHİ
Endoskopik cerrahi açık operasyon, yani vücuttaki organlara ulaşmak amacıyla büyük kesiler yapmak yerine, ufak deliklerden bir kamera ve cerrahi aletlerin vücut içerisine ilerletilmesi sayesinde batındaki organlara ulaşmayı hedefleyen cerrahidir.
Endoskopik cerrahi ilk olarak prostat ameliyatları ile başlamıştır. Kapalı prostat ameliyatı adı verilen yöntemde penis ucunda idrar kanalından prostata ilerletilen endoskopik kamera ve ameliyat aletleri vasıtasıyla cerrahi yapmak mümkün olmuştur.
Safra kesesi ameliyatındaki başarılı sonuçlar, hasta konforundaki artış tüm açık cerrahi operasyonların zamanla endoskopik (laparoskopik) yöntemlere terkine yol açmıştır.
Endoskopik cerrahi ve laparoskopik cerrahi kolay bir yöntem değildir. Cerrah ellerini vücudun içerisine sokamadığı için aletlerle bütün operasyonu gerçekleştirmek zorundadır. Operasyonu üç boyutlu olarak görerek değil bir kameradan izlemek ve burada 2 boyutlu görüntülerle yetinmek cerrahiyi oldukça zorlaştırmaktadır. Karın içerisinde görüntü sağlayabilmek için karın içerisi hava ile şişirilir. Bu amaçla karbondioksit ağırlıklı bir gaz kullanılmaktadır.
Laparoskopik ameliyat sırasında bir kamera kullanılır. Kamera, vücut içerisinde görüntüleme yapmayı sağlar. Bu görüntü organların normale göre 10-15 kat daha büyük görüntüsüdür. Ek olarak İki ayrı delik daha açılarak laparoskopik çalışma aletleri vücut içerisine ilerletilir. Hastaya uygun pozisyon verildikten sonra önce kamera ardından çalışma elamanları vücut içerisine geçirilerek açık ameliyatta olduğu gibi organlar diseke edilerek ameliyatlar gerçekleştirilmektedir.

Laparoskopi’nin en büyük avantajı kozmetik görüntü olarak mükemmel sonuçlar elde edilmesidir. Hastaların açık cerrahide maruz kaldıkları yara izi çoğu zaman 20-30 cm arasında büyük izler olmakta iken laparoskopik cerrahi ile sadece santimlerle ifade edilen ve izi hiç belli olmayan deliklerden operasyon yapıldığından operasyon sonrası kozmetik açıdan tercih edilen bir görüntü sağlanmaktadır.
Laparoskopik ameliyatlar sonrasında ağrı açık ameliyatlara oranla belirin oranda düşüktür. Büyük yaraların neden olduğu ağrılar çok az miktarda olmaktadır. Ağrının az olması ameliyat sonrası konforu üst seviyede tutmaktadır.
Hastanın iyileşmesi çabuk olmakta, hastanede yatış süresi çok azalmaktadır.
Laparoskopik cerrahinin ileride bahsedeceğimiz avantajları yanında en önemli dezavantajı; cerrahi açıdan öğreniminin açık ameliyatlara göre çok daha zor olması ve uzun eğitim gerektirmesidir. Doc Dr Serdar AYKAN Laparoskopik cerrahide 13 yıllık 3000 vakadan fazla tecrübeye sahiptir. Tüm Laparoskopik ameliyatlarda da tecrübeli hekim ile iletişime geçmeniz son derece önemlidir.
–Laparoskopik cerrahi eğitimini almamış ürologlar bu tekniğin tüm avantajlarına rağmen yetersiz olduğu gibi söylemlerde olması ve açık cerrahiyi önermesi durumunda ikinci bir Üroloji Uzmanı görüşü almanız kesinlikle önerilir!!!!
–Doc Dr Serdar AYKAN Laparoskopik cerrahide 13 yıllık 3000 vakadan fazla tecrübeye sahiptir.
–Tarafımdan tüm ürolojik cerrahiler tecrübeli laparoskopi eğitmeni ve expert cerrah olarak başarı ve özenle yapılmaktadır!!!

faydaları:
- Hastaların ameliyat sonrasında ağrı hissi, açık cerrahiye oranla çok az olmaktadır.
- İşlem sırasında 10-15 büyütmeli optik ile çalışıldığından kanama miktarı açık ameliyata göre çok az olmaktadır.
- Büyük yaralar olmadığından hastanede kalış süresi çok az olmaktadır.
- Açık ameliyatta oluşan büyük yara izleri yerine laparoskopide küçük izler kalmakta bazen hiç iz kalmamaktadır.
- İyileşme süresinin kısa olması hastaneden kalış süresinin az olması nedeniyle hastanın günlük yaşamına ve çalışma hayatına dönmesi kısa olmaktadır.
- Büyütülmüş görüntü sayesinde cerrahi uygulamanın ve cerrahi eğitim daha kolay olmalıdır.

Laparoskopi Riskli Durumlar:
Hemen her hasta için uygun olan bu yöntem, bazı durumlarda risk taşır.
• Gebelik durumunda,
• Hastanın aşırı kilolu olması,
• Kalp hastalıkları,
• Karın içinde bulunan kitlenin aşırı büyük olması,
• Daha önceden geçirilmiş karın operasyonu.

LAPAROSKOPİK CERRAHİ
Ürolojide uygulanan laparoskopik ameliyatlar
Prostat kanseri ameliyatı
Prostat iyi huylu büyümesi ameliyatı
Mesane tümörü ameliyatı
Mesane taşı ameliyatı
Böbrek tümörü ameliyatları
Görevini yapmayan böbreğin çıkartılması
Böbrek kisti alınması
Böbrekte UPJ darlığının düzeltilmesi
üreter darlık ameliyatı
üreter taşı ameliyatı
Böbreküstü bezi için yapılan ameliyatlar
Böbrek, üreter ve mesane taş ameliyatı
Vesico-vaginal fistül ameliyatı
Vesico-uterin fistül ameliyatı
Üreter içerisindeki operasyonlar
inmemiş testis ameliyatı
Lenf dokularının çıkartılması

PEDIATRIK LAPAROSKOPİ:
Laparoskopi, vücuda büyük bir kesi yapmadan, karın boşluğuna milimetrik cihazlarla girilip karbondioksit gazıyla şişirerek organların değerlendirilmesi ve gereğinde müdahale edilmesi anlamına gelmektedir.
Teknolojik cihazların kullanıldığı ve tecrübe gerektiren özel bir cerrahi yöntemidir. Günümüzde uygun cihazların geliştirilmesi ile beraber çocuklarda her yaş gurubunda uygulanabilmektedir.
Laparoskopinin açık cerrahiye oranla pek çok üstünlüğü bulunmaktadır.Bu avantajlarının yanında birçok rahatsızlıkta açık cerrahiye en az eşdeğer olacak şekilde yüksek başarı oranları bilimsel olarak gösterilmiştir.
Avantajları;
- Ameliyat sonrası azalmış ağrı
- Kısa hastanede kalış süresi
- Yara izinin belirgin olmaması (Daha iyi kozmetik görünüm)
- Cerrahi komplikasyon oranlarının en aza indirgenmesi (Kanama vs.)
- Yüksek başarı oranları
Çocuk ürolojisinde Laparoskopik cerrahiler:
- İnmemiş testis (Karın içi)
- Böbreğin çıkarılması (Nefrektomi)
- Üreteropelvik bileşke darlığı (UPJ darlığı)
- Vezikoüreteral reflü cerrahisi
- Çift böbrek anomalileri (Duplike sistem)
- Bazı üriner sistem taşları
Böbrek üstü bezi (Adrenal bez) cerrahisi

Ameliyat Videoları:
https://www.youtube.com/channel/UCXxdaGKizR03dWJsv0e7tLQ?view_as=subscriber


Cevap bırakın